|
Yalnızlığı ben tercih ettim Yalnızlığı ben tercih ettim
Yeni yayın döneminde farklı bir kanalda ekrana gelecek programının heyecanını taşıyan Sibel Turnagöl, bir yandan da sahibi olduğu Moda Evini büyütmeyi hedefliyor. Bu yıl hazır giyime de el atacak olan Turnagöl, modacılık yolunda hızla ilerliyor. Kerem Alışıktan boşandıktan sonra aşk yerine anneliği tercih eden ünlü oyuncu, "Ailem hep yanımdaydı, evde hiç yalnız kalmadım. Aşk hayatında ise yalnızlığı ben tercih ettim" diyor
Televizyon programına ara verdiniz, yazı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yazın sakin geçiyor. Programlar tatile gidiyor. O nedenle boş bir süreç yaşıyorum. Yeni sezon için birkaç kanalla görüşmelerimiz var. Bu arada da yeni projeler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra modaevinde de yazları düğün ve mezuniyetler olduğu için onlarla ilgileniyorum.
Programınızın benzerlerinden ne gibi farklılıkları olduğunu düşünüyorsunuz? Bizim programımız çok doğal. İnsanların özel hayatının olumsuz ya da kurcalanmayacak detaylarıyla ilgilenmiyoruz. Ya da insanları rahatsız ve huzursuz edecek konulara girmiyoruz. Seçtiğimiz konuğumuzu evimizde nasıl ağırlıyorsak, ekranda da o şekilde ağırlamaya çalışıyorum. Bu benim yapımla da çok alakalı bir şey. Benim keskin sorularım yoktur. Programın dikkat çekmesi için abuk sabuk soruları dan diye sormam. Böyle bir derdim de yoktur.
Programınızın tüm detaylarıyla ilgileniyor musunuz? Evet ben her şeyiyle ilgilenirim. Programı çektim gideyim demem. İşimin başında olurum.
Moda evinizden bahseder misiniz? Modacılığınız niçin geri planda kaldı? Moda evimi açalı 3 yıl oldu. 2 yıldır annemle ilgilendim. Onun sağlığı ile ilgili uzun ve sağlam bir mücadele süreci verdik. O bakımdan burasıyla çok ilgilenemedim. Şimdi kışa iyi bir hazırlıkla girmek istiyorum.
Haute - Couture mü çalışıyorsunuz? Evet öyle ama yeni sezonda insanlar hazır giyim de bulabilecek. Yapmak istediğim oydu ama ilgisizlikten onu gündeme getiremedim. Bu kış inşallah o da olacak.
Sizi modacılığa teşvik eden şey neydi? Kendi mesleğimi çok seviyorum. Aslında tek yapmak istediğim iş oyunculuk. Fakat bizim ülkemizde, istediğiniz işi, istediğiniz ölçüde yapamıyorsunuz. Bir kere bir oyuncunun oyunculuk yapabilmesi için projeyi çok sevmesi ve deli gibi istemesi lazım. İstediğim işi istediğim ölçüde mecburiyetlerden dolayı yapamazsam üzülürüm. Bu bakımdan başka bir iş yapmam gerekiyordu. Ya bir kafe açacaktım ya da modaya girecektim. İkisi de benimle örtüşen şeyler. Yıllardır elbise diktiriyorum, prova yapıyorum. Provayı çok iyi bilirim. Bu işin ana damarı provadır. Kendime seçtiğim modeller, seçtiğim kumaşlar, onların her şeyini kendim tasarlıyordum. Sonra bunu günlük giyime de taşımıştım. Çok beğenildi. Butik açmayı düşündüm. Atölye işini sonraya bırakacaktım. Gidip yurtdışından alıp, burada satacaktım fakat birinin bir sözü beni hemen yolumdan döndürdü.
Neydi o söz? Gelinlik mi yapacaksınız diye bana bir soru soruldu. Evet yapacağım dedim. Yurtdışı seyahatimi iptal ettim.
Bu cümle sizi hırslandırdı mı? Evet biraz. Gittim hemen makineleri aldım ve ekibi kurdum. İlk siparişim bir gelinlik oldu ve gelinlik yaptım. Kadın bir şey istedi mi mutlaka yapar ve başarılı olur. Ben gerçekten çok güzel elbiseler yaptım. Detaycı ve titiz olduğum için de nasıl kendimde en kusursuzu istiyorsam; müşterilerimin üzerinde de öyle görmek isterim.
Genç ve yalnız bir kadınsınız. Bunun dezavantajlarını yaşıyor musunuz? Ben hiç yalnız kalmadım. Çünkü ayrıldığımdan beri, annem, teyzem oğlum birlikte yaşıyoruz. Hiç anahtar taşımadım. Hep kapıyı çaldım ve ailem bana kapımı açtı. O anlamda yalnız kalmadım. Oğlum hayatımda çok önemli bir yeri var. Seni anlamayacak, mutlu edemeyecek biriyle zamanı doldurmaktansa böyle olmak daha iyi. Yalnızlığı ben tercih ettim.
Oğlunuzun varlığı da bu seçiminizde etken oldu mu? Oldu tabii ki. Erkek çocuğu çok hassas oluyor. O bakımdan onun mutsuz olacağı bir şekilde görünmek istemedim. Ben biriyle magazindeyim. El ele tutuşmuşuz. Anlaşamadın, ayrıldın, bitti. Biri daha girdi hayatına, yeniden aynı şeyler. Tüm bunlar Sadrinin psikolojisini bozardı. Sonuçta okula gidiyor, arkadaşları falan da görecekti. Bunları yaşamasını istemedim.
Sosyal çevremden rant sağlamam
İyi bir magazin malzemesi değilim. 30 tane davet gelirse birkaç tanesine giderim. Çok gezmem. Giderim bir yerde yemek yerim ama muhabirlere rastlamam. Sosyal çevresini ve arkadaşlık ilişkilerini bir rant elde edebilmek için kullanan bir insan da değilim. Buna rağmen de ayakta kalabilmek önemli bir şey diye düşünüyorum.
Arkadaşlarımın terapisti gibiyim
Ofisimde bir terapi koltuğum vardır. Arkadaşlarım gelir ve her şeylerini anlatırlar. Ben de elimden geldiğince onların dertlerine ortak olmaya çalışırım. Güven duygusu çok önemlidir. Onlar bana güvenir. Konuştuğum her şey ölünceye kadar bende kalır. İnsanlar darılabilir, kavga edebilir ama öyle zamanlarda bile hiçbir şey anlatamam. Hatta benim hakkımda konuşsa bile onun sırrı bende kalır. Kendi tecrübelerimden yola çıkarak onlara akıl veririm. Dostlarım benimle konuşup rahatlıyorlar. Kendi derdimi unutup, onlarla ilgileniyorum.
|