|
Celal Kervancıoğlu Kalbinizin sesine kulak verin
Hemen herkesin yakın çevresinde kalp krizi geçirmiş hatta bu yüzden hayatını kaybetmiş birileri vardır. Kalp krizinden korunmak için önlem alan, ,düzenli spor yapan, sağlıklı beslenen insanların sayısı gün geçtikçe artsa da kalp krizine bağlı ölüm oranlarındaki artış sürüyor. Bu nedenle bu konudaki en yetkin isimlerden Prof Celal Kervancıoğlu ile kalp krizi hakkında konuştuk. Kervancıoğlu, kalp hastalıkları konusundaki tüm sorularımızı yanıtladı.
Kalp krizi ne demektir?
Kalp, bütün vücuda kanı pompalayan organdır. Yalnız kalbin içine giren kan o esnada kalbi beslemek için kullanılmamaktadır. Kalp, vücuda kanı pompaladıktan hemen sonra atar damarlar vasıtasıyla kendini besleyebilir. Kalp krizi dediğimiz olay ise kalpten çıkan kanın koroner (Latincede taç anlamına gelir. Kalbin etrafını taç gibi sarar) atardamar vasıtasıyla kendi beslenmesini yaptığı esnada gerçekleşen bir olaydır. Bu damarlardaki daralma ve tıkanıklık sonucu meydana gelen kriz anına kalp krizi denmektedir. Toplumda “kriz geçirdim” diye söylenen olayın her zaman tam karşılığı bu değildir ama tıp dilinde ise kalp krizi dediğimiz durumun tam karşılığı kalbin kendini beslemekle görevli olan damarlarının tıkanması sonucu kalbin bir bölümünün kanlanamamasıdır.
Kalbin bir bölümünün kanlanamaması yani kalp krizi ne gibi sonuçlara yol açar?
Beslenemeyen kalp bölgesi ya da kalp adalesi canlılığını kaybeder ve o bölge pompa fonksiyonunun oluşumuna katkı sağlayamaz duruma gelir. Bu uzun vadede oluşabilecek olumsuz neticedir ama kalp krizinin asıl korkutucu olan unsuru ise damarın tam tıkandığı sırada meydana gelen olaylardır. Damarın tıkanma anı ise aynı bir deprem gibidir. Bundan dolayı bir panik yaşanır. Yalnız bu panik kişinin kendi hissettiği panik değil, vücudun kendi oluşturduğu bir panikliktir. Bu olaylarla birlikte kalpte bir ritim düzensizliği başlar ve bu düzensizlik ani hızlanma ya da ani duraklama şeklinde olur. Eğer duraklama olursa kalbin kendisi ve vücudun tamamı beslenemez hale gelir ve kişi ölümle burun buruna gelebilir. Eğer ki çok hızlanırsa kalp pompa görevini yerine getiremez hale gelir ve bu sefer de vücuda kanı pompalayacak fırsatı bulamaz. Hem beyin hem de diğer organların beslenmesi bozulur ki bu sefer de kişi dakikalar içerisinde kaybedilebilir.
Kalp krizi durumunda hastanın kurtarılabilme ihtimali nedir?
Damarın tıkanması durumunda her üç kişiden birinin ölümle burun buruna geldiği bir gerçektir. Kalbin beslenmesi ile ilgili bir kriz anında süre biraz daha uzun olabilmektedir. Tabi ki bu durumda en önce etkilenen organ beyindir. 4–5 dakika içersinde kanlanamayan beyin, fonksiyonlarını kaybeder ve beyin ölümü dediğimiz olay gerçekleşir. Bu yüzden kalbi duran hastanın 4 ya da 5 dakika içersinde tekrar canlandırılması gerekir. Bu süreden sonra kalp canlandırılsa bile beyin ölümü gerçekleştiği için hasta bitkisel hayata girmiş olacaktır. Beyin için geçerli süre 4–5 dakikayken kalp için bu süre 25–30 dakikayı bulabilmektedir. Kalpte oluşan damar tıkanıklığının geri döndürülebilmesi yani kalbin atardamarlar ile yeniden beslenebilmesini sağlayabilmesi için 25–30 dakika gibi bir zaman bulunmaktadır.
Bir kişi kalp krizi geçirmekte olduğunu nasıl anlayabilir ve bunu anladığı zaman neler yapmalıdır?
Eğer kişi göğsünde bir ağrı hissediyorsa ve bu ağrı zaman içersinde geçmiyor, daha da artıyorsa, aynı şekilde göğüsteki ağrı omuza, kola, sırta, çeneye, boyuna yayılıyor ve el bileğinde hissediliyorsa, en önemlisi kişiye ölüm korkusu geliyorsa bunlar kalp krizinin yaşanacağına dair belirtilerdir. Bu kişiler eğer yalnız başlarınaysa önerebileceğimiz tek şey aspirin çiğnemeleridir. Kişinin aspirin çiğnemekten başka yapabileceği her hangi bir şey yoktur. Aspirin çiğneyen kişi en yakın zamanda bir sağlık kuruluşuna gitmelidir. Aspirini önermemizdeki neden ise aspirinin kanı sulandırması ve daha kolay kan akımını sağlamasıdır.
Anjiyo nedir, bir riski var mıdır?
Anjiyo, kalp-damar problemi bulunan bir hastanın kasık, bilek ve dirsekteki damarlarından çok ince özel tellerle girilip kalp damarlarına radyo-opak madde verilerek, damar tıkanıklıklarının ve problemlerinin teşhis edilmesine yarayan bir tıbbi işlemdir. Bu işlem günümüzde pek çok hastanede kolaylıkla yapılmaktadır. Adı biraz ürkütücü gibi geliyor bizim toplumumuzda ama aslında hiç riski olmayan tıbbi bir işlemdir. Genellikle 10–15 dakikalık bir sürede yapılmaktadır.
Damar sertliği hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Damar sertliği dediğimiz olay, kalbin damarlarının daralması sonucu damarın tıkanması ve kalbin fonksiyonlarını yerine getirememesi durumudur. Damar sertliğine sebep olan pek çok faktör vardır. Genetik özellik bu faktörlerin başında gelir. Kişinin ailesinde damar sertliği varsa o kişide de damar sertliği görülme ihtimali çok yüksektir. Diğer bir etken ise kişinin yaşıdır. Yaş ilerledikçe damar sertliği ve buna bağlı hastalıkların görülme olasılığı artmaktadır. Erkeklerde damar sertliği görülme ihtimali yüksektir. Bu durum kadınların menopoza girmeleriyle birlikte değişmektedir. Sigara kullanımı, tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kan yağları yüksekliği, kilo fazlalığı ve kişinin yaşam tarzı da damar sertliğine yol açan değişebilir özelliklerdir. Kişilik yapısı ve yaşam tarzına biraz değinmekte fayda var. İçine kapalı insanlarda, masa başı iş yapan kişilerde damar sertliği fazla görülürken, hareketli bir yaşamı olan spor yapan kişilerde ise damar sertliği görülme olasılığı daha da azdır.
Menopozun kalp krizi üzerinde bir etkisi var mı?
Menopozla birlikte değişen hormonsal değişiklikler kadınlarda hem psikolojik hem de organik bir takım belirtiler ortaya çıkarır. Bu belirtiler stres faktörünün ortaya çıkmasına, kadınların daha kolay kilo alarak vücut formlarını kaybetmesine neden olur. Ve bu dönemde kadınlarda tansiyon yüksekliği giderek artar bu da damar sertliğine yol açarak kadınlarda kalp krizi oluşma riskini artırır.
Kalp krizinin daha sık görüldüğü bir yaş var mı?
Damar sertliğine bağlı kap krizi gelişimi yaşın ilerlemesiyle birlik sıklık göstermektedir. Ama bizim gördüğümüz genelde 40 yaşından itibaren olduğu. 40 yaşından önce görülenler ise son yıllarda artış göstermektedir. Burada yaşam tarzının ve beslenme tarzının önemli bir yeri vardır. Eski çağları düşünürsek, o dönemlerde insanlar kendi gereksinimlerini kendileri karşılıyordu. Ama günümüzde insanlar iki kat çıkmak için asansörleri kullanmakta, yürüyen merdivenleri kullanmakta. Teknoloji geliştikçe dinginleşen tembelleşen bir hayat tarzı yaşamlarımıza girdi. Bu da ister istemez kalp krizi geçirme ihtimallerini arttırdı.
Spor, kalp krizi geçirme riskinde ne kadar önemlidir?
Günümüzde hastalığı bulunan ya da bulunmayan herkese önerdiğimiz koruyucu önlemlerin başında spor gelmektedir. İnsanların planlı programlı fiziksel aktiviteler içerisinde bulunması oldukça önemlidir. Pek çok semtimizde sabahları yürüyüş yapan spor yapan insanları görmek mümkündür bu da bizi hekimler olarak oldukça mutlu etmektedir.
Stres kalp krizi geçirmekte ne kadar etkilidir?
Stres hiçbir zaman bir sebep olarak görülmemelidir. “Yoğun stres altında olan insanlarda kalp krizi geçirme olasılığı yüksektir” diyemeyiz. Sadece bardağı taşıran son damla olarak görülebilir.
Kalbimizi koruyup güçlendirmek için nasıl beslenmeliyiz?
“3 beyaz” dediğimiz tuz, şeker ve unun kullanımını azaltmalıyız. Bunlardan en önemlisi ise aşırı tuz kullanımıdır ve bundan kesinlikle vazgeçilmelidir. Kalbimizi güçlendirmek için ise sebze ağırlıklı bir rejim programı yapılması gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenmek de çok önemlidir. Tek tek vitamin saymak ya da tek tek meyve ve sebze saymak yerine yeterli ve dengeli beslenmek vücut için yeterlidir. İnsan midesi öyle bir yapıdadır ki mide belirli bir hacme gelmeden kendi doygunluğunu hissedemez. Mide biraz sağır bir organdır. Yani dolduğunu ve doygunluk hissinin geldiğini hemen fark edebilen bir organ değildir. Bundan dolayı yeme hızı çok önemlidir. Eğer kişi çok hızlı yiyorsa mide doyduğunu geç fark eder ve kişi hazımsızlık çeker. Bunun engellenebilmesi için de yemekten önce 2 porsiyon salata yenilebilir. Salatanın yemekten önce ve yalnız başına yenmesi daha sonra yediğimiz yemeğin midemizde hazımsızlık yapmasını engeller.
|