|
Turhan Topçuoğlu Röportaj 1955 yılında Kastamonu’da doğdum. İlkokul ve ortaokulu Devrekâni ilçesinde, liseyi Kastamonu’da bitirdim. 1977 yılında Ankara Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi’nden inşaat mühendisi ünvanıyla mezun oldum.
Mezuniyetimden sonra Karayolları Kastamonu 15. Bölge Müdürlüğü emrinde şantiye mühendisi olarak çalıştım. 1980-1982 yılları arasında yedek subay olarak vatani görevimi tamamladıktan sonra yine Karayolları Van 11. Bölge Müdürlüğü emrinde proje mühendisi, kontrol mühendisi ve şantiye şefi olarak görev yaptım. 1988 yılında Karayolları’ndan ayrılarak İstanbul’da faaliyet gösteren yerli ve Fransız inşaat firmalarında teknik müdür olarak çalıştım. Haziran 1994 tarihinden itibaren Kastamonu Belediyesi’nde teknik başkan yardımcılığı görevi ile birlikte İmar ve Fen İşleri Müdürlüklerini bir arada yürüttüm. 18 Nisan 1999, 28 Mart 2004 ve 29 Mart 2009 tarihlerinde yapılan Mahalli İdareler Seçimleri’nde halkımızın teveccühü ile Belediye Başkanı seçildim. Evli ve 3 çocuk babasıyım.
Kastamonu ekonomisi, kültürel yapısı ve tarihi hakkında bilgi verir misiniz?
Kastamonu’nun tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Bölge, Hititlerin, Friglerin ve Romalıların hakimiyetinde kalmıştır. Kastamonu şehri M.S. 1084 yılında Türklerin eline geçmiş, ancak 1211 yılına kadar Bizans ve Türkler arasında sürekli el değiştirmiştir. Son olarak 1211-1212 tarihlerinde Kayı Boyundan Emir Hüsameddin Çoban Bey tarafından bölge tamamen ele geçirilmiş ve Çobanoğulları Beyliği kurulmuştur. Bu dönemde çok sayıda Türkmen boyu Kastamonu’ya gelip yerleşmiştir. 1295 Yılına kadar hüküm süren bu beylikten sonra Şemsettin Yaman Candar tarafından Kastamonu merkezli Candaroğulları Beyliği kurulmuştur. Bu dönemde şehir ilim, kültür ve sanat merkezi haline gelmeye başlamıştır. 1461 Yılında Fatih Sultan Mehmet’in dayısı olan Candaroğulları hükümdarı İsmail Bey döneminde Osmanlı Devleti’ne katılan Kastamonu önemli bir sancak haline gelmiştir.
Kastamonu, tarih boyunca hep önemli bir şehir olmuştur. Fatih Sultan Mehmet’i dünyaya getiren mübarek kadın, Kastamonu’dan gelin gitmiştir. İstiklal Savaşı’nda Mehmet Akif Ersoy, Nasrullah Meydanı’ndan halka seslenmiştir. Şehit Şerife Bacıların, Halime Çavuşların memleketi olan Kastamonu, işgal görmediği halde en çok şehit veren üç ilden biri olmuştur.
Atatürk, “Bir Türk Dünyaya Bedeldir” sözünü Kastamonu’daki tarihi kışlada söylemiştir. Kastamonu halkı vatanı ve milleti için her türlü fedakarlığı yapmıştır ve yapmaktadır. Şeyh Şaban-ı Veli, Benli Sultan gibi mübarek zatların manevi tesirinden olsa gerek Kastamonu halkı, ülkesini ve devletini seven, milli ve manevi değerleri yüksek olan insanlardan oluşmaktadır. Ancak bütün bu özelliklerine rağmen Kastamonu, ekonomik açıdan adeta unutularak cezalandırılmıştır. Devlet eliyle yapılmış az sayıdaki sanayi yatırımı da zamanla özelleştirmeler nedeniyle atıl hale gelmiş, fabrikalar, tesisler kapanmıştır. Özel sektör ise diğer illerle rekabet etmekte zorlanmaktadır. İşsizlik, fakirlik gibi problemler yüzünden il genelinde başta İstanbul olmak üzere dışarıya göç verilmektedir. Elbette her şey olumsuz değildir ve il genelindeki olumsuz havaya rağmen şehrimizde olumlu gelişmeler olmaktadır. Belediyemizin yaptığı çalışmalarla Kastamonu şehir merkezi, hızlı bir değişim ve gelişmeye sahne olmuştur. Kastamonu şehri, kendi bölgesinde parlayan bir yıldız, bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Elbette ki bu başarı, gelecek nesillere güzel ve yaşanabilir bir şehir bırakmak için gösterdiğimiz çabanın sonucudur.
Kastamonu mutfak ve yemek kültürü ile ilgili düşünceleriniz nedir?
Kastamonu mutfak ve yemek kültürünün çok zengin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Osmanlı Devletinde uzun yıllar idari bir merkez olan Kastamonu, bu yönüyle Osmanlı’dan miras kalan zengin bir kültürün temsilcisidir. Kastamonu yemekleri de Saray Mutfağına kadar girmiş ve padişah sofralarını süslemiştir. Saraylara kadar uzanan köklü ve eski yemek kültürümüzün bir devamı olarak bugün bile İstanbul ve diğer illerde pasta, tatlı ve yufka başta olmak üzere yemek sektöründe faaliyet gösteren çok sayıda Kastamonulu hemşerilerim var. Bu hemşerilerim kendi alanlarında çok başarılı hizmetler yapıyorlar. Bence Kastamonu’nun tarih ve kültürel zenginliklerinden biri olan mutfak kültürünün daha çok tanıtılması gerekir. Ayrıca bu kültürün korunması ve devam ettirilmesi de son derece önemli. Bu kültürel mirası bizden sonraki nesillere intikal ettirmek zorundayız.
Yemekle aranız nasıl? Hangi tür yemekleri tercih ediyorsunuz?
Eğer Kastamonu Mutfağı’ndan yemekleri soruyorsanız, hepsini çok seviyorum. Çorbalardan Kastamonu usulü tarhana ve ecevit çorbasını tercih ederim. Etli ekmek, banduma, tirit gibi hamur işi yemeklerimizde, kilo aldırıcı olması nedeniyle dozu fazla kaçırmamak gerekiyor. Yöresel tatlılarımızda seçenek çok fazla. Kastamonu’ya gelen misafirlere kaşık helvası, cırık ve üryani eriğini tatmalarını tavsiye ederim. Kendim yağlı ve kalorili yiyeceklerden kaçınmaya çalışıyorum. Bu nedenle bir öğünde ağır yemeklerden yediğim zaman sonraki öğünde yoğurt, salata gibi hafif şeyleri tercih ediyorum.
Kastamonu’ya gelen misafirlere gezilmesi gereken yerler ve tadılması gereken lezzetler hakkında ipuçları verir misiniz?
Kastamonu bir tarih ve kültür şehri. Her mekânının ayrı bir güzelliği var ve bence her mekânının gezilmesi gerekir. Ayrıca bir şehrin sahip olması gereken parklar, caddeler, meydanlar, alışveriş merkezleri vb. açısından da diğer şehirlerden geri kalır bir yanı yok. Nasrullah, İsmailbey, Yakupağa ve Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi gibi vakıf eserlerimizin yanında son yıllarda ilimizde konak turizminde yapılan yatırımlar göze çarpıyor. Eski Türk evleri ve tarihi konaklarımız restore edilerek birer birer otel ve restoran olarak turizme açılıyor. İlimize gelen misafirler bu tarihi mekânlarda yöresel yemeklerimizle tanışma imkanı buluyor. Biz Belediye Başkanlığı olarak her yıl en az 5000 adet bastırıp dağıttığımız Kastamonu Gezi Rehberi’nde diğer tarihi mekânlarla birlikte turizm işletmeciliği yapılan bu mekânların da tanıtımını yapıyoruz. Ben Kastamonu’nun tarihi konaklarında yöresel lezzetlerin tadılmasını önemle tavsiye ediyorum. Eminim ki kuyu kebabı, tirit, banduma, etli ekmek, cırık ve çekme helvasını tadan misafirlerimiz bu lezzetleri herkese tavsiye edeceklerdir. |