New York : Gökdelenler Şehri !


 

Ray Restoran : Hızlı ve Lezzetli

TÜRKİYE’DEKİ TRENLERDE HİZMET VEREN RAY RESTORAN YEMEKLİ VAGONLAR GENEL MÜDÜRÜ SAVAŞ ÜNAL,HIZLI TRENLERİ

 

Elmalı şarlot

&

 

Cevizli gül tatlısı

Malzemeler

 

Mantar kurabiye

Malzemeler<

 

New York : Gökdelenler Şehri !

İnanışa göre, New Yorkun kent olarak tarihi ilginç bir alışverişle başlar.
Kentin gözbebeği olan Manhattan adası bir Hollandalı tarafından kızılderili kabilelerinden birinden satın alınır! Karşılık olarak da ne mi ödenir? Hepsi hepsi, 24 dolar değerinde bir kutu incik, boncuk, bıçak ve balta!.. New York kelimenin tam anlamıyla bir ‘göçmen kenti’.


New Yorklular şehirlerine bayılıyor. Tiyatro, müze, galeri ve cafelerini seviyorlar. New Yorkta her şeyi bulmanız mümkün. Sadece birkaç gün bile bu şehirde kalsanız, ona aşık olmanız kaçınılmaz.

Ünlü şarkıcı Frank Sinatra, bir şarkısında, New Yorku hiç uyumayan şehir olarak anlatıyor. Şehrin ziyaretçileri kısa bir sürede gerçekten bu metropolde her an bir aktivitenin gerçekleştiğini keşferdiyor. Sekiz milyonu aşan nüfusu ile New York; her şeyi en üst seviyede içinde barındıran bir şehir. Manhattende dünyanın dört bir yanından gelen turistler gökdelen denizini hayranlıkla izliyor. Bunun dışında New York aynı zamanda çok farklı ırk ve dinlerin bir araya geldiği, dünyanın en önemli finans merkezlerinin ve Amerikanın en büyük müzesinin de ev sahibi. Tabii Özgürlük Anıtını da unutmamak gerekiyor.
Fransanın armağanı Özgürlük Anıtı
Milyonlarca insan onu görme arzusu içinde. 46 metre yüksekliğindeki anıt, 100 yılı aşkın bir süreden beri güzel Yeni Dünyada özgür, şans ve başarının sembolü. Günümüzde her gün binlerce turist, anıtın başına çıkıp Manhattena kuşbakışı hakim olmak için uzun kuyruklarda bekliyor.
Manhatten her gün binlerce insanı çekiyor
 

  
New Yorkdan bahsedildiğinde genelde Manhatten adası kastedilir. Yaklaşık 1.5 milyon insan bu adada yaşıyor. Bir o kadarı da her gün çalışmak üzere adaya geliyor. Çoğu turist, adayı tatil boyunca terk etmiyor. Çünkü atraksiyonların çoğu burada gerçekleşiyor. Güneyde Wall Street bulunuyor. Onlarca banka bu borsa sokağını süslüyor. 1903 yılında inşa edilen New York Stock Exchange (borsa binası) Wall Streetten bakıldığında çok sade görünüyor. Asıl göz alıcı dış cephe Broad Street cephesine dönük tasarlanmış. Borsadaki hareketliliği canlı olarak izlemek isteyen turistler, bu meraklarını özel ziyaretçi galerilerinde giderebiliyor. Ancak bunun için sabahın erken saatlerinde sıraya girmek gerekiyor.
Ground Zero için yeni planlar
Wall Street yakınlarında ziyaretçiler büyük bir inşaat ile karşılaşır. Burası Ground Zero (sıfır noktası). 11 Eylül 2001deki terör saldırısından önce burada World Trade Centerin ikiz kuleleri bulunuyordu. 1973 yılında inşaatları bittiğinde, 400 metreyi geçen bu kuleler uzun bir süre dünyanın en yüksek binalarıydı. New York bir yandan 11 Eylülün yaralarını sarmaya çalışırken, Daniel Liebeskind isminde ünlü bir mimar yeni binalar için planlarını sundu bile.

Bankacıların ve brokerların karmaşasından kurtulmak isteyenler dinlenmek için şehir merkezini seçebilir. New Yorkluların koşuya çıktığı, baseball oynadığı, bisiklete bindiği, paten kaydığı veya sadece kafasını dinlediği Central Park mükemmel bir dinlenme mekanı. 1873de açılan devasa park, günümüzde hala şehrin en sevilen bölümü. Buna şaşmamak gerekir, birçok başka eğlence imkanının yanı sıra bu büyük alanda oyun parkları, tiyatro, bir buz pateni pisti ve bir hayvanat bahçesi bulunuyor. Yani eğlenmek için illa ki kapalı mekanlara gitmek gerekmiyor.
Zorlu müze seçimi
Central Park çevresindeki Fifth Avenueda ziyaretçiler bir başka şaheseri keşfedebilir: Metropolitan Museum of Art. Burası 3,5 milyon eseri ile Amerikanın en büyük müzesi. Sadece daimi koleksiyonları görebilmek için bile bol zaman ayırmak ve neredeyse haftalarca koridorlarda gezinmek gerekiyor. Dolayısıyla turistlere tablo koleksiyonu ile Asur, Mısır, Yunan - Roma ve Asya sanatları arasında epey zorlu bir seçim yapmak kalıyor.

Bu arada sanat ve kültür derken, sokak ve semtlerdeki yaşamı da unutmayın. China Town, Soho, Harlem ve Bronxda bu şehirlerin ve insanlarının en değişik yüzlerini bulabilirsiniz. New York her geçen yıl daha fazla insanı boş yere kendine çekmiyor. Üstelik bu insanlar nereden gelirse gelsin, Frank Sinatranın bir şarkısına söylediklerine katılıyorlar: "If I can make it there, Ill make it anywhere", (Burada başarırsam, her yerde başarırım).
New Yorka neden Big Apple deniyor?

Jazz müziği ile uğraşan sanatçıların dilinde bu aynı zamanda büyük ikramiyeyi kazanmak anlamına geliyor. 1920li yıllarda Big Apple New Yorkun takma ismi haline geldi, çünkü metropol bu sıralarda Jazz müziğinin merkezi sayılıyordu. Big Appleda müzik yapmak aynı zamanda ağaçtaki en büyük elmayı kapmakla eş anlamlıydı. 70li yıllardan beri Big Apple New Yorkun ikinci resmi adı.

Bu içerik 319 kez okunmuştur.


Bu sayıya ait diğer başlıkları okuyun :

Cevizli gül tatlısı
Levent Bozbeyoğlu : Spor her yaşta yapılmalı
Ray Restoran : Hızlı ve Lezzetli
Mantar kurabiye
Jessica Alba : Yemeğimi kendim yaparım !
New York : Gökdelenler Şehri !

anasayfa  |  yemek tarifleri  |  dergide bu ay  |  künye  |  reklam   |  iletişim     

 

© 2009 Ray Gurme/ Her Hakkı Saklıdır.

 

Reklam :

reklam@raygurme.com (0312) 466 84 04 - 119

Genel :  

 (0312) 466 84 04 - 111-116-117

Webmaster :

webmaster@raygurme.com